Tükettiğimiz gıdaların aromasından kaynaklanan ağız kokuları geçicidir ve kişiyi çare aramaya itmez. Diş hekimi müdahalesi gerektiren ağız kokusu daha farklı bir olgudur. Bahsettiğimiz bu kokunun çoğu zaman sorumlusu, ağzımızda yaşamını sürdüren milyonlarca bakteridir. Bakteriler beslenmek için ağzımızdaki çözünmüş gıda artıklarını (gözümüzle göremeyeceğimiz kadar küçük artıklar) parçalar. Parçalanma sonucu ortama uçucu sülfür bileşikleri ve diğer kokulu bileşikler salınır. Bu kimyasal gazlar sadece ağzımızdaki kokunun sebebi değildir; organik atıkların ve özellikle de çürüyen organik yapıların kokusu burnumuza bu gazlar yoluyla ulaşır.

Şayet ağız temizliğine dikkat etmezsek ağzımızda yaşamını sürdüren bakteriler ortama kimyasal gazlar salarak ağzımızın kötü kokmasına neden olur. Burnumuz bu kokuya alıştığı için kendimiz fark etmesek bile kötü koku çevremizdeki insanları rahatsız edebilir.

nuKlinik

Ağız bakımına özen gösteren kişilerde bile zaman zaman ağız kokusu oluşabilir. Bu kokular özellikle sabah uyanınca, oruç tutulduğu zamanlarda ve uzun süre aç kalınan diyetlerde kendini gösterir. Bu kokuların oluşumuna ortam hazırlayan en önemli faktör tükürük salgısının azalmasıdır. Sağlıklı bireylerde gün boyunca yaklaşık 500 ml-1500 ml tükürük salgısı olur. Tükürük bezleri tarafından üretilen bu salgı, farkında bile olmadığımız ritmik yutkunmalarla mideye iletilir. Yani ağız içindeki bakteriler mütemadiyen yıkanarak ağızdan uzaklaştırılmış olur. Uyku sırasında tükürük salgısı neredeyse durma noktasına gelir. Tüm gece boyunca ağızda çoğalan bakterilerin ortama saldığı kokulu sülfür bileşikleri de sabaha kadar ağızda biriktirmiş olur. Aynı durum açlık durumu için de geçerlidir. Gıdaların çiğnenmesi tükürük akışını artırır. Yemek yemediğiniz zamanlarda tükürük akışı azalacağı için yine çoğalan bakterilerin ortamdan uzaklaştırılması gerçekleşmez. Hastalık veya ilaç kullanımı nedeniyle tükürük akışı azalmış kişilerde de ağız kokusu oluşabilir.

nuKlinik

Temiz bir ağız: ferah bir nefes

Tükürük akışı, ağızdaki mikropların azalmasına her ne kadar yardımcı olsa da ağız hijyeninin sağlanmasında tek başına yeterli değildir. Bu nedenle kişisel ağız bakımına dikkat etmemiz gerekir.

Koku üreten bakteriler ağzımızın derin dehlizlerinde barınır. Dolayısıyla onlardan kurtulmak o kadar da kolay değildir.

Bakterilerin büyük bir kısmı, dilin girintili çıkıntılı olan kadifemsi yüzünde, özellikle de dil sırtının boğaza yakın bölümlerinde yaşar. Çözüm olarak dilin üzerinin kaşık benzeri araçlarla sıyrılması ve fırçalanması önerilir. Ancak bunu yapmak söylendiği kadar kolay değildir. Çünkü bu bölgeye fırça vb değdirilmesi öğürtü refleksine neden olur ve oldukça rahatsız edicidir. Dildeki bakterilerin sayısını azaltmanın bir yolu, antimikrobiyal ağız gargaraları kullanmaktır. Gece yatmadan önce ağız gargarası yaparak sabaha kadar çoğalacak bakteri sayısını azaltmış olursunuz.

Dişlerimizin yüzeyinde, özellikle dişeti ile diş birleşim yerlerinde, yumuşak birikintiler halinde tutunan bakterilerin temizlenmesi ise düzenli diş fırçalamasıyla olur. Diş fırçaları, iki diş arasındaki birleşim yerlerine ulaşmakta zorlanabilir. Bakterilerin çok sevdiği bu bölgelerin temizliği diş ipiyle çok daha kolaydır. Diş arasını temizlemekte kullandığınız diş ipini koklarsanız ne demek istediğimizi daha iyi anlarsınız.

Ağzında diş protezi olan kişilerde protez içinde gıda birikimi ve bakteri üremesi nedeniyle koku oluşabilir. Bu nedenle protezlerin temizliğine ayrıca dikkat edilmesi gerekir.

Ağız bakımına önem verdiğiniz halde yakınlarınız ağızınız koktuğunu size hatırlatıyorsa dişlerinizde farkına varmadığınız bir çürük olabilir. Ağız hijyenini uzun süre ihmal etmiş kişilerde, çürük ve/veya dişeti iltihapları oluştu ise ağzın kokması artık kaçınılmazdır. Bu iki klinik durum farklı bakteri türleri tarafından yaratıldığı için kokuları da birbirinden farklıdır. Her halükarda diş hekiminiz gerekli diş tedavilerini yaparak sizi bu rahatsızlık verici durumdan kurtulmaya yardımcı olabilir.